Yoksa Türkçe bilmiyor muyuz?

Havaların ısınmaya başladığı bu günlerde insanın kendini dışarı atası geliyor. Ben de öyle yapıyorum, güzel havalardan faydalanmak için İstiklal Caddesi’nde alıyorum soluğu. Adımlarım ilerledikçe biraz daha yabancılaşıyorum yaşadığım dünyadan. Sağıma bakıyorum yabancı isimli bir tabela, soluma bakıyorum ondan daha yabancı isimli bir levha. Sormadan edemiyorum kendime:”Nedir bizdeki bu yabancı isim merakı?” Elbette ki yabancı markalar isimlerini değiştirip Türkçeye uyum sağlamayacak. Tommy Hilfiger dünyanın her yerinde orjinal adını kullanmalı, olması gereken de bu zaten. Benim sözüm, sonradan görmenin getirdiği cazibeye dayanamayıp kendi dilini hiçe sayan yahut alfabe bilmeyen insanlara.

Türkçe isim tercih etmek yerine sanırım daha havalı duracağını inandıkları İngilizce kelimeleri kendilerine marka edinen ya da buldukları Türkçe isimleri İngiliz alfabesindeki gibi yazmaya çalışan ancak başarılı olamayan birçok tabela ve sloganla hepimiz sıklıkla karşılaşıyoruz. Hayatımıza zoraki İngilizce sokma modasını ilk başlatan Televole gibi magazin programları oldu. Ortak noktamız medyada yer alan haftanın “in”leri ve “out”larını takip etmeye başladık. Daha sonra bir de ne görelim? Televizyon reklamlarında alt yazılar peyda oldu. Bir boru reklamında oyuncunun biri İngilizce konuşuyor, ekranda Türkçe alt yazı veriliyor. O an aklımdan geçirdiğim ilk şey şuydu: “Acaba yabancı filmlerin yayınlandığı bir kanala mı geçtim yanlışlıkla?” Hayır hayır hiç de öyle değildi, bu Türk kanallarında yayınlanan bir Türk reklamıydı. Bu reklam Türkiye içinse, Türk bir markaya aitse, öyleyse neden İngilizce idi? İnsanlar özenip İngilizce öğrensin diye mi, yoksa bakın biz firma olarak İngilizce biliyoruz diye hava atmak için mi? Bir reklam tekniği olarak hiç görmüyorum zaten bu üslubu. Benim bildiğim kadarıyla yabancı filmleri anlamak için alt yazı kullanılırdı. Bir düşünsenize; İngiltere’de bir reklam ve alt yazısı Fransızca. Ne kadar komik öyle değil mi? Bu durum, insanın kendi dilinden olanları aşağılamasından başka bir şey değil bence. Kendi halkımıza böyle numaralar yapmak, bizi uluslararası bir marka yapmaz, sadece kendi milletimizin gözünde küçük düşürür.

Daha bu numaraları hazmedememişken, birkaç Türk yazarımızın İngilizce kitap yazıp daha sonra Türkçeye çevirttiklerini öğrendik. Bu da nereden çıktı şimdi? Anadilini en güzel biçimde kullanıp, insanlara örnek olması gereken yazarlar da bu modanın cazibesine yenik düştüler ne yazık ki. Elbette yazarlarımızın kitapları birçok dile çevrilsin, okunsun, bu bizi gururlandırır. Ancak yabancı dil fantezilerden hiç kimseye hayır gelmeyecği de aşikardır.

Gelelim etrafımızı sarıp sarmalayan, hemen hemenher sokakta gördüğümüz ve benim görünce içimi çektiğim, dayanamayıp güldüğüm tabelalara. Şöyle uzaktan bakıp okumaya çalıştığım, acaba burada ne demek istiyorlar deyip durup düşündüğüm sayısız levha var etrafımızda. İşte sizlere benim aklımda kalan iki örnek: “Derwish Döner” ve “Lavash Döner.” Bu hangi alfabe oluyor şimdi? Bu tabellarda ne denmek isteniyor? Yarısı Türkçe, yarısı da İngilizce. Türkçedeki “ş” harfini yazmaya utanıyor mu insanlar, yoksa ayıp bir harf oldu da güzel “ş” harfimiz bizim haberimiz mi yok? Sokakta yürüyen insan bu kelimelere bakıp ne anlayacak? Turistler aman bize jest yapmışlar deyip dükkana gelip yemek mi yiyecek, döviz mi bırakacak? Bence tam aksine , onlar da her bilinçli Türk insanının yaptığını yapacak ve gülüp geçecek! Hadi geçtim “Derwish Dürüm’den”, ya “Lavash’a” ne oluyor? Lavaş bizim geleneksel ekmeklerimizden bunu gidip İngilizce karakterlerle yazmanın ne alemi var?

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim ki; İngiliz alfabesiyle Türkçe yazı yazmaya çalışan ama beceremeyen insanlara gidip sorsanız, eminim size diyecekler ki; “Biz Türk’üz!”

Tülay Kambur, İstanbul Bilgi Üniversitesi / Medya ve İletişim Sistemleri

1 Nisan 2007 Pazar

2 yorum

  1. Atakan Seçkin on Ekim 25th, 2007

    İşin ilginç yanı bu tür yerler insanlara daha çekici, daha nitelikli geliyor ve gün geçtikçe bu tür isimli yerler artıyor.

    Bir Türk yurtdışında bir yer açtığında “Turkish Kebab”, “Turkish Kitchen” gibi isimler kullanmasını anlarım fakat aynı şeyi Türkiye’de Türklere yapmasının sebebini sorgulamak gerekir.

  2. melif94 on Eylül 27th, 2008

    İnsanlar kendilerine güvenemedikleri zaman başkalarına özenip teselli olmaya çalışıyorlar maalesef.Giyime,duruşa,zevke özenmeyi anlarım ama bir dile insan neden özensin ki… Konuşamadığı bir dille neden kendini küçük düşürmeye çalışsın?!
    Yazarın dediği gibi bir ingiliz gelse ve görse bu halimizi gülmekten yerlere yatar, bizimle alay eder.

    Onların istediği de bu değil mi zaten?…

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.